ipekaydin tarafından yazılmış tüm yazılar

Fısıltılar 1

İstanbul’dan aldığım micro müzik seti arızalı çıktı. Firmanın Karşıyaka servisini aradım adres aldım. Bir Dolmuşa binilecek, Pehlivanoğlu marketin önünde inilecek, bu marketten bir tane mi var?

Dolmuş şoförü beni ilk gördüğü Pehlivanoğlu’nun önünde kışladı. Elbette doğru yer değil. Tekrar telefon ettim. İkinci dolmuşu beklerken yol kenarında birisi lokma döktürmüş hazırlanıyor, güzel görünüyor ama sıra var. İkinci dolmuş güründü, yarı dolu, atakta kaldım ama önlerdeyim, şoförün çapraz arkasında. Az gittik arkadan bir kadın inecek var dedi ve başladı duaları sıralamaya. Allah hayırlı yolculuk versin, Allah bol kazanç versin… diye diye kapıya geldi.

Şoför –Paranı verseydin de öyle inseydin

Kadın- Param yok ki ne vereyim ?

Ş – Öyle şey olur mu?

K – Dur öyleyse şundan vereyi ben sana. Al, al !!

Dedi ve 2 tane demlik poşet çayı şoföre verilmek üzere bana verdi. Ben de şoföre verdim.

Şoför- Para yok çay poşeti veriyor, hay Allah

Bir yolcu – Ne olur işte içersin !

Sevgilerimle,

 

Expat

Boş salonun tam ortasında telefonun ana ünitesi öylece duruyordu. İyi de telefonun kendisi neredeydi ? Neyse çalınca belli olur diye kestirip attı, evde eşya mı vardı arasında kaybolsun? Hoş bulsa kimi arayacaktı ki, ailesi Fransa’dan ancak cebini arardı, ev telefonundan aranacak Türkiye’de hiç kimse yoktu.

Düşüncelerden kurtulup ikinci köprünün, Türkler öyle diyordu, siluetine daldı. Burası 2 yıl boyunca yaşayacağı kentti. ABC bankası ile 2 yıllık kontratı vardı, daha doğrusu Fransa’daki merkezin Türk bürosu ile. Ya 2 sene sonra ? sonrasını bilmiyordu, şirket onu bu iş için dışarıdan bordroya almıştı, 2 yıl sonra Paris yerine Bükreş derlerse ne olacaktı? İçinden bir ses, İstanbul’da geçireceği bu iki senenin uzamayacağını söylüyordu. İki sene için evini boz, eşyaları taşı, çocuğun okulu, eşimin işi.

Eşyalar 3 hafta içinde gelir dediler, o bile geç, o zamana kadar 2 bavul eşya ile yaşamak kola değil. Eşim eşyalar gelince gelirim dedi, haklı. Belki de belli bir düzen olduktan sonra gelip çocuğa okul bakmalıyız. İstanbul’daki Fransız okulları çok iyi diyorlar, iyi ama Türkçe ne olacak?

İşteki arkadaşlar çok güler yüzlü çok hoş ama bana bir yararı yok, İstanbul’a kendim alışmalıyım. Bazen nedensiz bir sıkıntı geliyor içime, bu işi kabul etmesem, Paris’te bir pozisyon için ısrar etsem ne olurdu? Tam onu çözüyorum, bu sefer bu işi kabul etmesen ne yapıyordum diye düşünüyorum. Birisiyle konuşabilsem, daha olacak galiba….

Bu metinde gördüğünüz her soru işareti expat’ın expat koçu ile çözebileceği konulardır.

Sevgilerimle,

Gölgeler Uzuyordu yeni Şehrimde

Gölgeler Uzuyordu yeni Şehrimde

Burada yeniyim, yeni geldim daha 3 ay oldu. Daha hızlı alışırmışım gibi geliyordu ama olmadı, İzmir ya da Ege insanı İstanbul insanından farklı.

Bugün, daha önce birkaç kez daha yaptığım gibi Gediz deltasının girişine gittim. Ornitolog değilim ama olmaya da pek gerek olmuyor bazen. Çıplak gözle 5-6 çeşit kuşu ayırabiliyorsunuz. Geçen sefere göre pelikanlar gitmiş galiba ama flamingolar orada. 1-2 gün içinde dürbünümle beraber gidip teyit edeceğim. Bu sene soğuk olacak deniyor, flamingolara ‘bakın üşüyeceksiniz haydi gidin kışlık diyarınıza’ desem giderler mi? Belki de daha gitmelerine vakit var. Araştıracağım. Bakın 1 paragraf yazı yazıyorsunuz en az 2 tane araştırma konusu çıkıyor. Bu öğrenme süreci çok yaman.

Neyse gölgeler iyice uzadı, ben eve giden yolu kestirmeden aldım, yeni şehrimde yeni bir akşama doğru uzandım.

Sevgilerimle,