Expat

Boş salonun tam ortasında telefonun ana ünitesi öylece duruyordu. İyi de telefonun kendisi neredeydi ? Neyse çalınca belli olur diye kestirip attı, evde eşya mı vardı arasında kaybolsun? Hoş bulsa kimi arayacaktı ki, ailesi Fransa’dan ancak cebini arardı, ev telefonundan aranacak Türkiye’de hiç kimse yoktu.

Düşüncelerden kurtulup ikinci köprünün, Türkler öyle diyordu, siluetine daldı. Burası 2 yıl boyunca yaşayacağı kentti. ABC bankası ile 2 yıllık kontratı vardı, daha doğrusu Fransa’daki merkezin Türk bürosu ile. Ya 2 sene sonra ? sonrasını bilmiyordu, şirket onu bu iş için dışarıdan bordroya almıştı, 2 yıl sonra Paris yerine Bükreş derlerse ne olacaktı? İçinden bir ses, İstanbul’da geçireceği bu iki senenin uzamayacağını söylüyordu. İki sene için evini boz, eşyaları taşı, çocuğun okulu, eşimin işi.

Eşyalar 3 hafta içinde gelir dediler, o bile geç, o zamana kadar 2 bavul eşya ile yaşamak kola değil. Eşim eşyalar gelince gelirim dedi, haklı. Belki de belli bir düzen olduktan sonra gelip çocuğa okul bakmalıyız. İstanbul’daki Fransız okulları çok iyi diyorlar, iyi ama Türkçe ne olacak?

İşteki arkadaşlar çok güler yüzlü çok hoş ama bana bir yararı yok, İstanbul’a kendim alışmalıyım. Bazen nedensiz bir sıkıntı geliyor içime, bu işi kabul etmesem, Paris’te bir pozisyon için ısrar etsem ne olurdu? Tam onu çözüyorum, bu sefer bu işi kabul etmesen ne yapıyordum diye düşünüyorum. Birisiyle konuşabilsem, daha olacak galiba….

Bu metinde gördüğünüz her soru işareti expat’ın expat koçu ile çözebileceği konulardır.

Sevgilerimle,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>